Öyle fakirim ki!..
Şöyle bir 'cuma'ya çıkayım, dedim.
Kalabalık bir karşılama;
meğer geleceğimi haber almışlar!..
Bakanından/Faruk Çelik valisine/Şahabettin Harput,
ilçe belediye başkanından/Özgen Keskin muhtarına/İsmail Eroğlu;
her biri 'hazır ol'da bekliyor.
Çeşit çeşit insan da 'bakan'iyor hâliyle.
Sonra görevliler var.
Bakıyorum; aşûre, kek ve meyve suyu dağıtıyorlar.
Bir fakirdaş olarak aşûremi kapıp kalabalığın arasına karışıyorum.
Bu sırada konuşmacılar için seyyar bir kürsü kuruluyor.
Bir de seyyar sunucu tutulmuş...
İmkânlar kimi zaman kısıtlıdır; mâzur göreceğiz.
Sırasıyla Muhtar, İlçe Belediye Başkanı, Vali ve Bakan konuşmalarını bitiriyorlar.
Ve sıra tam bana geldi derken dağılmalar başlıyor.
Kalabalığın önlenemez dağılışını simgeler şekilde;
hepsi birer 'Zebra' gibi bakınaraktan uzaklaşıyor.
'Zebra' demişken Umut Sarıkaya'ya da bir parantez açalım.
Duyarlı bireylerin hayvanseverliğiyle ilgili şöyle bir tespiti var:
"Kediye elbise, 'bulldog'a güneş gözlüğü tak insana benzet,
danayı yarım sucuk olarak, içinde 'Yiğidolar kenetlendi'
haberi olan gazete kâğıdına sarıp buzdolabında yatır.
Hümanizm; duyarlılık, Yiğido'yla danayı yan yana getiriyor."
Umut Sarıkaya'ya don biçmek değil de ufak bir ek yapmak gerekirse;
hayvanlara göre insanlar şöyle sınıflandırılabilir:
- Hayvansavar olarak insan.
- Hayvansever olarak insan.
- Hayvansayer olarak insan.
Sınıflandırmamızı, ilkel çağlardan günümüze kombinasyonlarıyla birlikte çoğaltmak,
araştırmacı hayvansayar tarihçilerin görevi, bu işi onlara bırakıyoruz.
Ki baktık başaramadılar, yine el atarız çekinmeden...
***
Evet, nerede kalmıştık..?
Hah, kalabalık dağılıyordu.
Kalabalık dağıldıkça elbette ki ben de dağılıyordum dostlar.
Birkaç dakika 'başbakancılık' oynamanın bir bedeli olmalıydı;
kalabalıklara girmekle aktif olan bir bedeli...
Şöyle ki kalabalıklara bir şekilde karışan birey yavrusu,
yakından uzaktan tadıverdiği bu tortuyla birlikte 'Zebra'laşır.
Veryansın etmeye gerek yok;
artık ben de bir 'Zebra' oluvermiştim...
***
Umut abi inan, yalnız değilsin;
kalabalık ve yükseklik tortusu konusunda.
Ki biliyorum sende daha çok korkusu var ama,
olsun çok da farklı şeyler sayılmazlar.
Bu tortu ve korku; kalabalığa karıştığında,
insanı, "İnan, yalnız değilsin." tadında duyarlı cümleler kurmaya sevk eder.
Nitekim daha fazlasını kurmadan; bi/bir götlük yer aç lütfen...
***
Fakirlik bulaşıcıdır; artık siz de fakirsiniz.
***
Mücadelemiz devam edecek fakirdaş.
_________
13/03/09
Beğendin mi anacım?
Şöyle bir 'cuma'ya çıkayım, dedim.
Kalabalık bir karşılama;
meğer geleceğimi haber almışlar!..
Bakanından/Faruk Çelik valisine/Şahabettin Harput,
ilçe belediye başkanından/Özgen Keskin muhtarına/İsmail Eroğlu;
her biri 'hazır ol'da bekliyor.
Çeşit çeşit insan da 'bakan'iyor hâliyle.
Sonra görevliler var.
Bakıyorum; aşûre, kek ve meyve suyu dağıtıyorlar.
Bir fakirdaş olarak aşûremi kapıp kalabalığın arasına karışıyorum.
Bu sırada konuşmacılar için seyyar bir kürsü kuruluyor.
Bir de seyyar sunucu tutulmuş...
İmkânlar kimi zaman kısıtlıdır; mâzur göreceğiz.
Sırasıyla Muhtar, İlçe Belediye Başkanı, Vali ve Bakan konuşmalarını bitiriyorlar.
Ve sıra tam bana geldi derken dağılmalar başlıyor.
Kalabalığın önlenemez dağılışını simgeler şekilde;
hepsi birer 'Zebra' gibi bakınaraktan uzaklaşıyor.
'Zebra' demişken Umut Sarıkaya'ya da bir parantez açalım.
Duyarlı bireylerin hayvanseverliğiyle ilgili şöyle bir tespiti var:
"Kediye elbise, 'bulldog'a güneş gözlüğü tak insana benzet,
danayı yarım sucuk olarak, içinde 'Yiğidolar kenetlendi'
haberi olan gazete kâğıdına sarıp buzdolabında yatır.
Hümanizm; duyarlılık, Yiğido'yla danayı yan yana getiriyor."
Umut Sarıkaya'ya don biçmek değil de ufak bir ek yapmak gerekirse;
hayvanlara göre insanlar şöyle sınıflandırılabilir:
- Hayvansavar olarak insan.
- Hayvansever olarak insan.
- Hayvansayer olarak insan.
Sınıflandırmamızı, ilkel çağlardan günümüze kombinasyonlarıyla birlikte çoğaltmak,
araştırmacı hayvansayar tarihçilerin görevi, bu işi onlara bırakıyoruz.
Ki baktık başaramadılar, yine el atarız çekinmeden...
***
Evet, nerede kalmıştık..?
Hah, kalabalık dağılıyordu.
Kalabalık dağıldıkça elbette ki ben de dağılıyordum dostlar.
Birkaç dakika 'başbakancılık' oynamanın bir bedeli olmalıydı;
kalabalıklara girmekle aktif olan bir bedeli...
Şöyle ki kalabalıklara bir şekilde karışan birey yavrusu,
yakından uzaktan tadıverdiği bu tortuyla birlikte 'Zebra'laşır.
Veryansın etmeye gerek yok;
artık ben de bir 'Zebra' oluvermiştim...
***
Umut abi inan, yalnız değilsin;
kalabalık ve yükseklik tortusu konusunda.
Ki biliyorum sende daha çok korkusu var ama,
olsun çok da farklı şeyler sayılmazlar.
Bu tortu ve korku; kalabalığa karıştığında,
insanı, "İnan, yalnız değilsin." tadında duyarlı cümleler kurmaya sevk eder.
Nitekim daha fazlasını kurmadan; bi/bir götlük yer aç lütfen...
***
Fakirlik bulaşıcıdır; artık siz de fakirsiniz.
***
Mücadelemiz devam edecek fakirdaş.
_________
13/03/09


0 Narenciye:
Yorum Gönder